Duanın Önemi ve İnsana Kazandırdıkları

Dua, dileklerin Allah’a iletilmesinde kullanılan bir tür “dilekçedir. Dua eden insan dilekçesini doğrudan Rabbine sunmuş, demektir. Böylece Allah ile arasına hiç kimseyi aracı kılmadığı için İslam inancının temeli olan “tevhit” ilkesine bağını da ortaya koymuş olur. Dua eden insan kendi acizliğini ve Allah’ın kudretini itiraf etmektedir. Bu da onun Allah’a imanının bir başka göstergesidir.

Dua, insanın yaratıcısı katındaki değerini belirler. “(Ey Muhammed!) De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin!” (25 / Furkân Suresi, 77. ayet) Bu ayetin bildirdiği gibi duasız bir hayatın Allah katında değeri yoktur.

Dua, insani manevî açıdan geliştirir, psikolojik olarak rahatlatır. Dua eden insan, Allah ile kurduğu bağın güçlendiğini ve hiçbir zaman yalnız olmadığını hisseder.

Dua; yalnızlık korkusuna, ümitsizlik uçurumuna, sıkıntı karanlığına, günahın ağırlığına karşı müminin silahı ve ışığıdır. İnsan zorda kaldığı zaman dua ettiğinde Allah’ın kendisine yardım edeceğini bilir ve ümitsizliğe kapılmaktan kurtulur.
Kişi kendisi için dua ettiği gibi başkaları için de dua etmelidir. Üstelik sadece insanlar için değil, canlı cansız bütün varlıklar için dua edebilir. Bu yönüyle dua, gerek diğer insanlarla gerekse canlı cansız bütün varlıklarla daha sağlam ilişkiler kurulmasını sağlar, onlara karşı hissedilen sevgiyi çoğaltır, yakınlığı artırır.

Dua eden kimse alçak gönüllü olmayı, şeytanin en önemli özelliği olan kibir ve büyüklenmekten uzak durmayı öğrenir.