Hz. İbrahim ve Nemrud'un tartışması
Kur'an-ı Kerim, Hz. İbrahim'in, Allah'ın kendisine hükümdarlık verdiği bir kralla yaptığı bir tartışmayı anlatır. Ayette bu kralın adı geçmez; rivayetlerde ise Nemrud olarak anılır. Bu hükümdar, elindeki güçle şımarmış, kendini insanların üzerinde mutlak bir hâkim sanır olmuştu.
Günün birinde Hz. İbrahim ile Rabbi hakkında tartışmaya girişti. Belki de onu topluluk önünde susturmayı, kendi büyüklüğünü bir kez daha göstermeyi umuyordu. Hz. İbrahim ise sakin ve açık bir dille Rabbini tanıttı: “Benim Rabbim, hayat veren ve öldürendir.”
Kral hemen cevap verdi: “Ben de hayat veririm ve öldürürüm.” Kendi sarayında birini cezalandırmayı ya da affetmeyi, hayat ve ölüm üzerinde hüküm sahibi olmak sanıyordu. Böylece meseleyi kendi gücünün gösterisine çevirmek istedi. Sözün aslını bırakıp kelimelerin kabuğuyla oyalanıyordu.
Hz. İbrahim bu boş tartışmayı uzatmadı. Kimsenin itiraz edemeyeceği apaçık bir delile geçti: “Allah güneşi doğudan doğdurur. Haydi sen de onu batıdan doğdur!” Bu söz karşısında hükümdar şaşırıp kaldı. Söyleyecek tek bir kelime bulamadı. Ne gücü, ne askerleri, ne de sarayı güneşin yolunu bir adım değiştirebilirdi.
Ayet bu sahneyi kısa bir hükümle bitirir: Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. Hükümdar delilin doğruluğunu görmüş, ama kibri onu hakikati kabul etmekten alıkoymuştu. Gerçeği anlamak başka, ona teslim olmak başkadır. Kalbini kibre kapatan, gözünün önündeki en parlak gerçeği bile görmezden gelebilir.
Bu kısa tartışmada Hz. İbrahim'in tavrı da ayrı bir derstir. O, öfkelenmedi, hakarete başvurmadı, sesini yükseltmedi. Karşısındakinin bütün gücüne rağmen korkmadan, ama edebinden de taviz vermeden konuştu. Her gün doğup batan güneşi, Rabbini tanıtan bir şahit olarak gösterdi. Ve o gün o sarayda, en güçlü görünenin aslında en çaresiz olduğu herkesin gözü önünde ortaya çıktı.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim, Bakara Suresi 258